Dünya Günü 50.yıl Dönümü

Takvimler 22 Nisan 2020’yi gösterdiğinde Dünya günün 50.yıl dönümü olmuştu. İlk olarak 1969 yılında San Francisco’da ulusal UNESCO toplantısında John McConel tarafından önerilen bu günün amacı Dünya’nın karşı karşıya kaldığı çevresel tehditlere dikkat çekmek amacıyla özel bir gün olarak ortaya çıkmıştır. Bundan tam 50 sene önce Dünya’nın iklim krizi eşiğinde olduğunu sesini duyurmaya çalışanlar vardı. Muhtemelen amaçları dünyamızın bugün geldiği noktada durmasını engellemekti. İşe yarayıp yaramadığı tartışılır. Fakat takvimler 2020 yılının 16 Mart ocak ayını gösterdiğinde tüm dünyada WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından pandemi ilan edilen covid-19 u Türkiye’ye geldiğinden beri Türkiye’nin de artık dahil olduğu karantina sürecine girdi. Salgının ortaya çıkma nedenleriyle ilgili değerli yazarlarımızdan olan Efe Elmas’ın youtube kanalında bu konu hakkında güzel açıklamaları var. İzlemenizi tavsiye ederim. Dünya günün 50.yıl dönümüne gelirsek; bunu görünce şöyle bir sandalyede geriye doğru yaslanıp insan 50 yıl ortalama bir insan ömrünün yüzde 70-80 i arasına tekabül ettiği için neler değişti diye sordurtuyor kendine. Nat geo nisan ayı sayısında bununla ilgili çok güzel sayı hazırladığını düşünüyorum. Bu sayıda açık bir tartışma tarzında iklim krizinin doğurabileceği iyi sonuçlar ve kötü sonuçları; ‘’iyinin el kitabı’’ ve ‘’kötünün el kitabı’’ şeklinde kaleme almış. Bunlara ek olarak da toplumu oluşturan bireylerin, bireysel eylemleriyle küçük dokunuşlarla nasıl değiştirebileceğimizi anlatmış.

Peki son 50 yılda Dünyada neler oldu? (wikipediadan alınmıştır bu kısım)

21.yüzyılda tarihine giderek yaklaşan özellikle de ekonomik çalkantılara odaklanarak dünya tarihinde bir “değişim ekseni” olarak adlandırılan on yıldır. Batı dünyasında, siyasi bilinç ve kadınların siyasi, ekonomik özgürlüklerinin artırılması gibi gelişmeler yaşandı. 1960’ların ikinci yarısında başlayan hippi kültürü, 1970’lerin başında azaldı ve Vietnam Savaşı, nükleer silah karşıtları, dünya barışı savunmasına karşı ilgili on yılın orta kısmı arttı. Çevreci hareket bu dönemde önemli ölçüde artmaya başladı. Sadece wikipedia’da 70’li yıllara ait kronolojik dizide 11 adet savaş var ve 1973 yılında yaşanmış olan petrol krizi de bu kronolojide yerini alıyor. Ve 1974 e geldiğimiz ilk genetik organizmalar üzerinde deneyler yapılmaya başlanmış olundu.

1980’ler ayrıca 1970 ve 1990’larda dahi olmayan bir nüfus patlamasına sahne olmuştur. Bu büyüme, sadece gelişmekte olan bölgelerde değil, batı milletlerinde de görülmüştür. Nüfus artışı özellikle Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya’da çok hızlıydı ve yıllık artış oranı %4’e yakın olmaktaydı. Çevre meseleleri daha dikkatli ele alınmaktadır. Batı Avrupa ülkeleri, yağ kullanımını azaltmak, çöpleri yeniden işlemek ve su ve enerji tüketiminde tutumlu davranılmasını sağlamak için “yeşil dostu” politikalar izlemeye başlamışlardır. Greenpeace‘in Fransa’nın Mururoa’da gerçekleştirdiği nükleer denemelerine son vermesine ilişkin mücadelesi, eylemcilere ait Gökkuşağı Savaşçısı (Rainbow Warrior) adlı geminin batırılması ile son buldu. Böylece iklim krizine adım adım yaklaşırken petrol krizinin ardından nüfus patlamasıyla birlikte dünyamızın taşıma kapasitesini inanılmaz bir hızla arttırırken diğer yandan da doğal kaynakları yavaş yavaş tüketmeye başlıyoruz. Özellikle bu durumlar endüstriyel sanayinin hızla gelişmesi de rol oynamaktadır.

İnternet benzeri yeni ortam türlerinin yayılmaya başlaması ve Sovyetler Birliği’nin dağılması, ekonomik ve siyasi gücün dünya ülkeleri arasında yeniden paylaşılmasıyla sonuçlanmıştır. 1990’lar modernitenin sonu, postmodern çağın başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Nelson Mandela’nın başkan olduğu zamanlarda, dünyaya bir umut ışığı yaksa da Türkiye’nin bellirli noktalarda benim nezdimde karanlık olarak adlandırabileceği on yıldır. Aynı zamanda ilk defa klonlanmanın gerçekleştiği 1997 yılında bilim dünyasına teknoloji yeni kapılar açmakta ve günümüzde bile devam eden etik tartışmaların temelini oluşturmaktadır.

1999’dan sonra 2000 yılına gelindiğinde 20. yüzyıl sona ermiş, 21. yüzyıl başlamıştır. 2000’ler 2000 ve 21. yüzyılın ilk 9 yılını ifade eder.2000’li yıllara gelindiğinde Soğuk Savaş sonrası 1990’larda olduğu gibi dünya devletleri arasında Küreselleşme büyük ölçüde hız kazanmıştır.İnternet ve sosyal sitelerin dünya çapında yaygınlaşmış olması Küreselleşme ile beraber kültürler ve bireyler arası ilişkilerin gelişmesine büyük etken olmuştur. Ekonomik alanda Çin ve Hindistan büyük gelişme göstermişlerdir.11 Eylül Saldırıları sonucunda başta Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık olmak üzere birçok NATO ülkesi Afganistan’ı işgal etmiştir. Bundan sonrası biraz siyasi ve vurgulamak istediğim şeylerin dışına çıkıyor ve hepimizin yaşadığı 21.yy a kısa bir tarihi gezintiyle bakış atmış olduk.

Nereye gidiyoruz?

Dünya üzerinde yaşayan biz homo sapienslerin en üstün canlılar bizlermiş gibi yaptığımız eylemler sonucu çok yoruldu. Son 50 yılda en büyük sorunlarımızdan biri olan küresel ısınma, 1979 yılından yılından bu yana her on yılda 0,07±0,02 °C ısındı. Sadece sıcaklığın virgüllerle ifade edilen bu rakamları sonuçları, buzullarda ki erime sonucu çoğu hayvanın yaşam alanı yok olmaya yakın konuma geldi. Bu ısınmaya dikkat çekilip, karbon salınımını azaltmaya yönelik öneriler dikkate alınmadı, sonucunda en net gözümüzün önünde ki örnek Avustralya’da artan sıcaklık nedeniyle 240 gün sönmeyen yangındı. Küresel ısınma dışında artan nüfus popülasyonunda dolayı işgal edilen doğal alanlar, sit alanına çevrilerek binlerce türün tükenmesine sebep olduk. Habitatlarından ayrılmak zorunda kalan veya bulunduğu habitatları korunmaya alınmayan türler yeryüzünden silinip gittiler. Doğada çözünmeyen plastiklerin yol açtığı sorunları ise anlatmakla bitmez, bunun için ayrıca bir yazı bile yazılabilir.

Sonuç olarak dünya böylesine bir kriz eşiğindeyken ben tek başıma ne yapabilirim ki, neyi değiştirebilirim ki? Gibi umutsuzca soruların biraz daha dışına çıkılması gerekiyor. İlk olarak tüketim toplum kültürünün dışına çıkmak gerekiyor. Bunu da basit adımlarla değiştirebiliriz, mesela ihtiyacınız olan fazlasından kıyafet almayın veya ihtiyacınız kadar markette alış veriş yapın. Bir sonraki adımda ise kesinlikle plastik poşet kullanmayın. Plastikten uzak durmak özellikle 21.yy da çok zor bir öneri gibi göründüğünün farkındayım ama min. indirmekte bizim ellerimizde.

 

Henüz Yorum Yapılmamış

Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.