Narcissus’dan Nergise Doğru Yolculuk

İzmir Karaburun ilçesi Nergisleriyle ünlüdür. Hazır zamanı gelmişken ve 22-23 Ocakta festivali yapılacakken sizlere bu eşsiz çiçeği tanıtmak isterim.

 

Latince ismi Narcissus olan bu güzel çiçek ingilizcede ”Daffodil” olarak bilinmektedir. Nergisle ilgili bilgiler vermeden önce dillere destan ve en yaygın anlatılan miti olan Narcissus’un hikayesini anlatmak isterim.

 

 

 

Narkissos söylencelere göre dünyanın en yakışıklı adamıdır. Bu yakışıklılık bütün perilerin, diyarların dilinde dolanmaktadır. Sevgili Narkissosta kendini o kadar beğenmektedir ki; ona aşık hiç bir dişi canlıya kendi yanına yakıştırmamaktadır. Bu sırada da; Narkissos’un babası Tanrı Kephisos ve annesi nympha Liriope’dir. Doğduğu zaman ailesi kahine götürmüştür ve Kahin Teiresias; ”eğer kendi yanılsamasını görmezse uzun yıllar yaşayacaktır” der. Zaman içerisinde Ekho’da bu aşkın kurbanların biri olmuştur ve Narkissos ona yüz vermediği için yok olarak geriye yalnızca bugün adını verdiğimiz ”eko” olarak yankıya dönüşmüştür. Bu durum nymphaların sabrını taşırdığı için Nemesis’ten intikam almasını istemişlerdir. Nemesis yardım etmeyi kabul etmesi sonucunda Narkissos av sırasında çok susamış ve pınara eğilmiştir bu susuzluğu dindirmek için. O sırada kendi yansımasını görerek, kendine aşık olmuş ve kendine bakarak sararıp solmuştur. (Bazı yerlerde kendine baka baka kök saldığı da geçmektedir.) En sonunda nehrin kıyısında bakarak ölür ve bedeni çiçeğe dönüşür. Bu çiçeğe ”Nergis” adı verilir.

Köken olarak nergis

Bakıldığı zaman hem narsizm hem de narkoz kelimelerinin buradan kökenlendiği düşünülmektedir. Aynı zamanda nergis çiçeği soğanlı bir bitki olmakla birlikte, soğanları zehirlidir. Bu zehirin uyuşturucu etkisi bulunduğu için tarihte Osmanlı’da dahil olmak üzere farklı hastalıklara uygulanmak üzere şifalı merhem yapımlarında kullanılmıştır.

 

Bir diğer özelliğide Narkissos’un enderliğe usulca göz kırpmakta olan senede yalnızca bir kere çiçek açmasıdır. Kendini beğenen ve başka kimselere bakmayan pek sevgili Narkissos’un hatırası; hala kıymetini sürdürmek üzere yalnızca o güzel çiçeklerini bizlere senede bir kere ocak-mart ayında göstermektedir.

Fark ettiğim zaman Nergisle ilgili en ilginç özelliğin; çiçeği görmeden önce kokusunu duymanızdır. Sadece bir demeti, bulunduğunuz kapalı alanda kokusunu oraya yayması için yeterli olmaktadır. Ve kendine spesifik kokusuyla, bir kere tanıdığınız zaman çok uzaklardan ben buradayım der. Kadın parfümlerin notalarında neredeyse yüzde 11’inde de bu koku kullanılmaktadır. Katıldığım bir parfüm eğitiminde; koku notalarını öğrenerek sıfırdan parfüm yapıyorduk. Başlamadan önce hocamız; her kokuyu incelikle koklamamız ve karar verme aşamasında duyularımızı dinlememizi rica etmişti. O sırada notalardan konuşurken; hem kadın hem erkek karışık olmak üzere Nergis notasında herkes; baharı, temizliği ve taze duyguları çağrıştırdığını belirtmişti. Kokunun insan zihninde her ne kadar kişiye özgü duygular olsa da; bazı ortak çağrışımlarda yaratması çok ilginç gelmişti bana. Özellikle tarif ederken kelime seçimlerinde ortak noktada buluşma konusu çok eşsizdi.

Anavatanı Avrupa ülkesi bu eşsiz çiçek; akdeniz kıyıları boyunca bütün avrupaya yayılmayı başarmıştır. Yetiştiriciliğini yapmayı düşünenler için Narkissos’un ”narinliği” de karşımıza çıkar. Şöyle açıklamak gerekirse; diyelim bir soğan nergisiniz var. O soğan ocak ayında çiçek açtı. Soğanın yan yumrularını alıp, bir sene saklamanız gerekmektedir. Çiçek açmış soğandan aynı sene içerisinde çiçek vermemektedir.

Bitkinin içerisinde pek çok alkaloid ve flavanoid bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi etken maddesi olan ”Galantamin”dir. Bu maddenin önemi; alzheimer hastalığı tam bir tedavi edici olmasa da hastalığın ilerlemesini durdurucu etkisi vardır. Ve çoğu ilaçta bu bitkiden alınan galantamin maddesi kullanılmaktadır.

 

Özge Durhan

Ege üniversitesi zooloji ağırlıklı biyoloji mezunudur. Üniversite döneminde; bitki fizyolojisi, biyoçeşitlilik laboratuvarı ve fitokimya laboratuvarında staj yapmıştır. Laboratuvarlarda yaptığı stajlardan sonra bitkilere ve aromaterapiye olan ilgisini fark ederek; Düzce üniversitesinde yüksek kimyada bulunan Sevil Gülsoy-Düzgünle çalışmalara başlamış; tıbbi bitkiler bahçesinde iki sene çalışmıştır. Çalışmalarının ardından Hindu University of America'dan Ayurveda eğitimi almıştır.

Henüz Yorum Yapılmamış

Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.