Organik Tarım Gerçekten ”Organik” mi?

Günümüz modalarından bir tanesi olan ‘’organik’’ ürünler, gerçekten sandığımız gibi organik mi? Bunu anlamak için öncelikli olarak organik kelimesinin tanımına bakalım. Organik bilimsel olarak ‘’canlıların üretebildiği, hücrelerin yapı taşlarını oluşturan temel maddelerdir’’ Hücrelerin enerji gereksinimlerini karşılamak için ihtiyaç duydukları bazı maddeler ve canlılarda düzenleyici görevlenen üstlenen biyolojik moleküllere ise organik madde adı verilir. İnorganik ise ‘’ canlıların vücutlarında sentezleyemediği(üretemediği) dışardan alınan moleküllerdir.’’ Bilimsel olarak bakıldığı zaman dışardan aldığımız tüm besinler zaten inorganik sınıfına giriyor. Hücrelerimizin ve dokularımızın yaşamı devam ettirmek adına canlılığın yapı taşı olan karbonhidrat, protein ve lipitleri gerek bitkisel gerek hayvansal gıdalardan alarak enerji sağlıyoruz.

Peki marketlerde özellikle de tarım ürünlerde çok fazla kullanılan ‘’organik’’ ne anlama gelmektedir? İlk olarak gdo(genetiği değiştirilmiş organimazlar) ‘nun ortaya çıkmasıyla başlayan, tarım sanayinde de böcek zararlılarını öldürmek için kullanılan yoğun kimyasallar ve toprakta daha sonra zehirli etki ki bunların geneli ddt (dikoloro difenil trikoloroethan) olarak sınıflandırmaktadır, doğal yapılan ürünler için kullanılan terimdir. DDT ilk olarak 1874 yılında tarımda böceklerin sürekli olarak ürünlere zarar vermesi sonucu, böcek öldürücü ve ürün verimliliğini arttırıcı ilaç olarak piyasaya sürülmüş 1950’li  (Türkiye’de ise yasaklanma tarihi 1987’dir) yıllara kadar kullanımı sürmüştür. Bilimsel araştırmalar sonucu toprakta yarattığı ve kullanımından dolayı doğada oluşturduğu zehirli etkilerin kanıtlanmasıyla kullanımı yasaklanmıştır. Yine de bu ziraat sanayisinde fark yaratmamıştır çünkü formülde küçük oynamalar yapılarak, ismi değiştirilerek piyasalarda yerini almaya ve tarım sanayisinde kullanılmaya devam etmiştir. Toprağa artık karışmış olan bu zehirli kimyasallar, topraktan akarsulara, akarsulardan buharlaşarak yağmurlara ve oradan tekrar toprağa dönerek, bildiğimiz bize ilkokullardan beri öğretilen ekolojik döngü içerisinde yerini almıştır. Yani kısaca buradan anlamamız gereken şey bir kere toprağa karışan kimyasallar, kullanımı yasaklanmasına rağmen hem piyasa da farklı isim ve formüllerle yer alması, hem de tarım sanayisinde herbisit önleyici kullanılan ilaçlar yüzünden isterseniz sertifikalı ürünlerin, isterseniz arazinizde yalnızca yıllık 170 kg gübre kullanın (organik tarım arazisi yapmak için gerekli şartlardan bir tanesi detaylı şekilde şartları görmek için http://www.zmo.org.tr/mevzuat/mevzuat_detay.php?kod=192) dünyanın kendi ekolojik sistemi içerisinde bu zararlı kimyasallar dönmeye devam ettikçe sandığımız kadar ‘’organik’’ değil aldığımız ürünler.

İkinci ve en çok şaibeli olan konu ise ‘’GDO’’… İlk olarak gdo’lu ürünler 1990’lu yıllarda artan nüfusla birlikte, besin kaynaklarının yetmemesi amacıyla üretilerek piyasaya sürülmüş ürünlerdir. GDO’da amaç; üründen en fazla verimi elde ederek arz-talep oranını karşılayarak ucuz yoldan fazla kar etmektedir. Yararları ve zararların kısmı çok ayrı bir konu olmakla birlikte bugün mutfaklarımızda yer alan mısırından dometisine kadar kullanılan tüm ürünlerde GDO kullanıldığını bilmekte fayda var. Bu ürünlerin en büyük sıkıntıları kısır olmalarıdır. Yani o yıl haşatınızı en yüksek verimle elde etmiş olsanız da gelecek o ürünün tohumlarından elde edebileceğiniz bir hasat bulunmamaktadır. Aynı şekilde toprağa karışan bu ürünler sadece toprağa değil hayvanlara karışmıştır. FDA( Food And Drug Administration) tarafından pazarlarda yerini almak için onaylanmamış olsa da balıklar üzerinde de bu çalışmalar yapılmaktadır. Küçük bir dipnot; gdolu mısırlarla beslenen tavuklarda hormon seviyeleri değiştiği daha çabuk yumurtlamakta ve daha hızlı büyümektedir. Yani bir sonra ki sefer marketlerde raflarda ‘’organik’’ kelimesini gördüğünüz zaman, neden bu kadar fahiş bir fiyata satıldığını anlamakla birlikte gerçekten artık doğal beslenebiliyor muyuz ve buna değer mi sorusunu aklınızdan geçirmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

Ek olarak genetiği değiştirilmiş organizmalar hakkında kısaca bilgi almak istersiniz; http://research.sabanciuniv.edu/15166/1/Ciya_21_GDO-1.pdf

Henüz Yorum Yapılmamış

Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.