Muamma

Gaye Boralıoğlu’nun “Mübarek Kadınlar” ve “Hepsi Hikaye” kitaplarından dört öyküyü İsmail Sağır oyunlaştırmış ve yönetmiş. Ayşegül Uraz, Gülhan Kadim ve Sinem Öcalır bu dört hikayenin hem anlatıyorlar hem de oynuyorlar.

Temel hikaye trende geçiyor ve iki istasyon arasındaki durakların sayılması sırasında diğer kadınların da hikayelerini dinliyoruz.  Kumbaracı50 tarafından Pandemi döneminde çıkarılmış bir oyun ve Kasım ayında 3 gösterim yapabilmiş, Bundan sonra ise tiyatro festivalinde izleme şansı da biz bulduk. 3 sandalye, oyunun temel dekoruydu ve sandalyelerin konumları, şekilleri, yakınlaşmaları, uzaklaşmaları ve bazen de tren koltuklarına dönüşmeleri dinamik bir anlatım yapısı sunmuştu seyircilere.

Oyun başlamadan önceki anonsta ekrandan değil de canlı olarak karşınızdayız sözlerinden başlayarak oyun beni içine çekti. Oyunculukların duruluğu ve güzelliği de geçen zamanı hiç hissettirmedi. Öyküleri önceden bilmiyordum, sonra da okuma fırsatım olmadı. Bu sebeple uyarlama hakkında çok bir şey söyleyemeyeceğim.  

Toplumun farklı kesimlerinden dört kadının hikayesi yalnızlıkta kesişiyor. Anlaşılmamak, kendini ifade edememek, sevdikleri içinde bir yabancı olmak, toplumda bir yer bulamamak temaları baskın bir şekilde karşımıza çıkıyor. Kahramanlarına mutu son yazmaya çalışan ama hayatında hiç mutlu sona ulaşamamış bir kadın, hayatında içinden gelerek ilk kez senaryo yazmış ama toplumun beklentilerine uygun bir aşk hikayesi yazamadığı için kendini çaresiz hissediyor. Oyundaki mutlu son da kadınlardan birinin boğazına oturmuş düğümün salınıp gitmesi ile geliyor. O düğümle birlikte diğer kahramanların da düğümünün çözüldüğü hissediliyor. 

Bendeyse yeni düğümler oluşuyor tabii. Kadınların hayatlarının ortasına çöreklenen yalnızlık duygusu, yıllardır aynı evde yaşadığı kocası tarafından görülmeyen ve fark edilmek için her şeyi yapmayı sadece hayal edebilen kadının hikayesi. Sırtının ortasındaki o el kadar yere ulaşamayan kadının çırpınışları. Tüm bunları sahnede böylesine güzel anlatılmış olarak görmek hem güzel hem de buruk bir duygu yaratıyor. 

 

Tiyatroda sakin dekorlar, güzel oyunculuklar ve güçlü metinler görmek çok güzel. Diğer yandan favorim tek perdelik oyunlar. Güzel bir oyun izlemenin sevinci ile izlediğim şeylerin bende yarattığı düşünceler ve sorgulamalar arasında bir duyguda kalıyorum.  Evde olup bir film açmak gibi olmadığından bir sinemada, bir tiyatroda izlediğimiz oyunlar, filmler insanın üzerinde daha derin bir etki bırakıyorlar. Bunu yeniden ve yeniden deneyimlemek çok güzel.

Henüz Yorum Yapılmamış

Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.