Sanat, Doğa ve Şifa: 2. Iva Natura Kısa Film Yarışması

Kozmetik diyince, hele ki konuya yabancıysanız, insanın aklına ilk başta kimyasallar, hayvan deneyleri ve nice uzak durulası şeyler geliyor.  Ama bu ülkede hayvan deneyleri yapmaksızın, ülkenin tıbbi ve aromatik bitkilerini kullanan ve onları korumak için çaba gösteren, şifalı bitkilere gönül veren akademisyenler, gençler, teyzeler, amcalar, sanatçılar ve  nice insanlar var. Bunlardan biri  de Levent Kahrıman ile ekibi ve tamamen organik kozmetik ürünler üreten firması Iva Natura. Açıkçası insan gururlanıyor ve daha çok çevresine duyurmak istiyor.

Geçtiğimiz Salı, yani 17 Aralık 2019 tarihinde çok duygusal bir buluşmaya şahit olduk. Sevgili Levent Kahrıman beni ve sevgili arkadaşım Sıla Topçam’ı Iva Natura’nın Akatlar Kültür Merkezi’ndeki 2. Kısa Film Yarışması’nın galasına davet etti. Seve seve ve heyecanla katıldık.

iva natura kısa film yarışması

Kendisiyle Zeytin Okulu’nun Masal Buluşmasında tanışmıştık. Masallar vesilesiyle tanıştıktan sonra Iva Natura’nın Prof. Dr. Ulvi ZEYBEK ile birlikte düzenledikleri tıbbi ve aromatik bitkiler gezisine de katılma imkanımız oldu ve yaptıkları güzel işleri yakından görebildik. Levent Bey bir kimyager ve çocukluğunun geçtiği Kars’ın doğasında ilham alarak, kozmetik sektörüne doğallığı getirme hayaliyle yola çıkıyor.  Bu konuya yüreğini adıyor.

Şifalı Otlara Kendini Adayanlar

Hikayeleri de bildiğimiz için çok büyük heyecanla katıldık. Cem İşçiler’in ve Elif Yağmur Poçan’ın esprileri ve neşeli anlarıyla, keyifli bir sunum oldu. Ödüller dahi doğaldı, Ayla Seyhun ve Meltem Çelikoyan’ın ellerinden çıkma sığla ağacından ağaçlara işlenmişti. Dr. Nagian Çakar Bikiç, Uğur İçbak, Jeyan Gedik, Fahriye Kabadayı Dal, Oya Ayman, Prof. Dr. Ulvi Zeybek, Özcan Yüksek jürideydi. #enorganikgala sloganıyla yola çıkan 2. Kısa Film festivalinin konsepti de ayrıca hoştu. Lavanta demetleri, güzel kokularla karşılandık.

Kısa Film yarışmasının konusu doğal ve kültürel zenginlikleri tanıtmak ve aslında bu bereketli toprakların florasına, güzelim çiçeklerine, bitkilerine ve onun insanla olan ilişkisine sahip çıkmaktı. Kadim bilgeliğin unutulmaması temel gayeydi… Bu açıdan kısa film vesilesiyle  etnobotanik çalışmaların oldukça desteklendiğini fark ettik.

Sırasıyla: Sıla Topçam, Levent Kahrıman, Efe Elmas

Filmlere daha geçmeden yapılan işler çok duygulandırdı.

Düzce Üniversitesi Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar ve ekibinin köylülere verdiği destekle yüreğimiz açıldı. İzlerken şunu düşündüm işte akademi bu yüzden var olmalı. Bilgiyi korumak ve saklamanın ötesinde, halka, insanlara ve insanlığa dokunmak için… Köylü ile birlikte elleri toprağa değerken, her adımda bilgilendirdikleri, fidan ekimini öğretmeleri, kimyasal kullanmadan doğal ve organik yöntemlerle yüksek verim alınmasına kadar tüm desteklerini izledik. Tarım konusunda sıkıntıya çeken halka, Stevia, Adaçayı ve çeşitli tıbbi ve aromatik bitkilerin ekimini öğreterek, alternatif tarımla nasıl ferah ve bolluk bereket getirdiklerini izledik. Köylüyle birlikte toprağı eşeleyerek, birebir göstererek, bilgiyi dağıtmaları gözlerimizi yaşarttı… Köylünün ise gözleri dolu dolu “Biz daha önce tarım bilmezmişiz.” Diye yere göğe sığdıramaması da ayrı yüreğimizi açtı.

Ve Nigar hanım çektikleri zorluklardan bahsetti -ki tahmin etmekte hiç zorlanmıyoruz- ve şunu ifade etti “Ülkemizde eleştirmeyi çok iyi biliyoruz ama ödüllendirme konusunda oldukça zayıfız.” Dedi ve bir gecede 2 ödül veren Iva Natura’ya içten teşekkürlerini dile getirdi… Olayın özü buydu zannımca. Desteklendiğini bilmek tüm zorluklara rağmen…

Daha nice güzel yüreğin tanıtımları geçti ve hepsine ödüller-hediyeler verildi. Hepsi bu topraklara, doğal üretime gönül vermiş insanlar. Güven İslamoğlu, Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, Prof. Dr. Mehmet Emen, İzmir Yerel Tohum Derneği, Şifa Heybesi, Good4Trust, Soul Made By Maide gibi nice isim oradaydı. 

2. Iva Natura Kozmetik Kısa Film Yarışması Kazananları

Filmler ise bu topraklardaki bitki bilgeliğini gözler önüne serer biçimdeydi. Birinci seçilen “ Allık Merhemi ” Kazdağları’ndaki Boztepe Köyü’nde nesilden nesile aktarılan özel bir tarifin hikayesi vardı. Türkmen atalarının şifalı bir tarifi anlatıldı. Çiriş otunun kökünden, çam fidesi ve sakızına, sarı kantaron yağından, balmumuna kadar “ Allık Merhemi ” denen bir merhemin yapılışı anlatıldı. Bilgiyi devam ettiren anlatıcının tanımı tüylerimi ürpertti “Biliriz, hangi bitki hangi taşın altında yetişir, hangi ot hangi ağacın dibinde biter. Hangi zamanda çıkarlar. Hepsini toplarız” diye anlattı. Bir iksir yapar gibi dağda ormanda tüm malzemeleri toplayışları, odun ateşinde her derde deva, deri yaralarına, saça çok iyi gelen “ allık merhemi ” denen merhemin yapılışını anlattılar. Endişeleri ise unutulmasıydı… “Bu dağlık köylük yerde doktor, ilaç yoktur ki, biz şifayı dağda, doğada biliriz.” sözü ise akılda kalanlardan biri oldu.

İkinci seçilen Gar filmi ise bizi Antakya anılarımıza götürdü. Defne sabunun yapılışını izledik. “Biz eskiden şampuan bilmezdik, defne sabunu ile yıkanırdık” dedi sabun yapıp satan teyze. 

Üçüncü seçilen film ise “Zengin Doğa” idi ve bizi Kars’ın çiçek ve bitki konusunda bereketli topraklarına götürdü. 650’nin üzerinde bitki ve çiçek olduğunu söylediler ve gündelik hayatta ne denli yoğun kullandıklarını, kültürlerinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu söylediler.

En hoş sahnelerden biri ise karaciğer yağlanması, kolestrol ve nice tıbbi rahatsızlık teşhisi konmuş teyzenin ısırgan suyu ile bir kür hazırlayıp kendini iyileştirdiği sahneydi. “O ilaçlarda neymiş, hemen kaynatıverdim ısırganın suyunu” dedi ve tekrar kontrole gittiğinde tüm tahlillerinin tertemiz çıktığını söyledi, doktor bile şaşırdı diye ekledi. Şifanın kaynağını bilen ataların soyundan geliyoruz… 

Bu topraklar otacılarıyla, Lokman Hekimleriyle, şifacı ebeleri, bilge bitkici kadınları ile dolu, filmler bunun bir somut örneği oldu.

Kısa filmler festivali ise bu bilgeliği hatırlattı bizlere. Ben anneannemin topladığı karabaş otunu hatırladım, halamların hep anlattığı babaannemin “Doğaya çıkardı, çeşitli otlar toplardı, onlardan çok lezzetli yemek yapardı.” hatıralarına gittim. Hala daha yemeklik ot kültürü bizde mevcut ama temel endişemiz şuydu; Bir sonraki nesil tamamen suni mi beslenecek ve kimyasallara mahkum mu kalacak derken, bu gala ilham oldu. 

Sıkı sıkı değerlerimize tutunmamız gerekiyor. İşimiz çok… Bolca bu yola gönül verenleri desteklemeli, bolca sesleri duyurmalıyız. Değerlerimizi hatırlattığı, koruduğu ve bunun için çaba gösterenleri desteklediği için Iva Natura ailesine, tüm çabaları ve içten destekleri için Levent Kahrıman’a ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ederiz. 

Efe Elmas

Henüz Yorum Yapılmamış

Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.