Paul Thomas Anderson’un Magnolia Filmi İncelemesi ve Konusu

Magnolia filmini geçtiğimiz haftalarda Nİlgün Arıt hocamızın tavsiyesiyle izledim ve tam anlamıyla bayıldım. Zaten kurbağa sahnesi üzerine sohbet etmiştik. Bir türlü fikirlerimi yazma imkanı bulamamıştım, hazır tam kapanma öncesi biraz vaktim oldu, yazayım dedim. Çünkü film hem mitik ama özellikle dini çok fazla sembol içeriyor. Oyunculuklar ise büyüleyici.

Filmin Konusu

Film yönetmen ve senarist Paul Thomas Anderson’un söylemiyle aile ile çocuk arasındaki problemleri konu alıyor ve aile ile yaşadığımız sıkıntıların bizim kim olduğumuzu nasıl etkilediğine değiniyor. 8 hikaye ve 9 karakter var ve hikayeler muazzam bir şekilde içe içe geçmiş şekilde, en sonunda yazgılar kesişiyor. Oyunculuklar harika ayrıca Paul Thomas, karakterleri oynayacak oyuncuları bilerek zaten senaryoyu yazmış. Yani bir terzi gibi bedene göre giysiyi dikmiş, bu çok etkiledi beni.
Paul Thomas Anderson bu konuyla ilgili anlatmak istediği herşeyi filmde anlattığından bahsetmiş verdiği bir röportajında. Zaten doğrudan kendisini de ilgilendiren bir film olmuş. Ailelerle ilgili problemlerin yarattığı etkiyi almak istemiş. Gerçekten de aile çocuk ile ilgili bir çok konuya giriyor, ama onun dışında, sınırlar, sınırları aşmak, kim olduğunu keşfetmek dahil bir çok konu var. Anderson’a göre temel konu, ailemizle ilgili yaşadıklarımızın bizim kim olduğumuza nasıl etki ettiği. Ben kimim? Sorusunu soruyorsak, hakikaten de belki de önce “ailem kim?” diye sormaya başlamalıyız diye aklıma geldi filmi izlerken.

Filmin İsminin Kökeni

Filmin isminin kökeni ise ilginç, Magnolia, filmin geçtiği bulvarın adı ama asıl sebebi bu değil. Asıl sebebini röportajında Anderson açıklıyor. Magnolia kelimesi aklına Magonia’dan gelmiş. Magonia ise mitolojik ve halk hikayelerinde geçen bir bulut diyarı. İnanca göre burada bazı gemiler ve korsanlar yaşıyormuş. Hava büyüsü sebebiyle tuhaf şeyler olabiliyormuş. Haliyle bu isim ve filmde sürekli karşımıza çıkan 8 ve 2 sayıları bizi kurbağa sahnesine hazırlıyor.
Filmde 8 ve 2 çok geçiyor. %82 nem, 8 ve 2 içeren telefon numarası, plaka vs. gibi çok farklı şekilde karşımıza çıkıyor. Ama asıl filmin içeriğinin kendini belli etmesi Jimmy Gator’ın sunduğu show programında arka planda “Exodus 8:2” yazan bir pankart görmemizle oluyor. Show programına hazırlanırken apar topar adamın pankartını alıyorlar. Çünkü burada bir dini gönderme var ve o anda şimşek gibi anlatılmak istenen şey yerine oturuyor.
::Bundan sonrası spoiler içermektedir::

Filmdeki Kurbağa Sahnesi

Mısırdan Çıkış 8:2’de şöyle geçer: “Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.”
Musa, Firavun’dan halkını serbest bırakmasını ister ama Firavun istemeyince bir dizi felaket gelir. Bunlardan biri de tüm Mısır’a kurbağa basmasıdır. Son olan ise ilk doğan çocukların ölmesidir.Bu Tevrat’taki alıntı filmin bize ne anlattığını net veriyor; aileleirn günahları yüzünden yıkılmış, bozulmuş, kaybolmuş çocukları…
Ünlü bir zengin olan babası (Earl Partridge) tarafından terkedilen Jack, Frank T.J. Mackey takma ismiyle oldukça yıkıcı ve dejenere edici bir sex gurusuna dönüşmüş ve yalan bir hikayeyi anlatmaktadır. Partridge’in şirketinde gerçekleşen bir yarışmada meşhur olan Eskiden zeki çocuk olan Donnie Smith, ailesi tarafından kullanıldığı için beş parasız ve içindeki sevgiyle derin yalnızlık yaşamaktadır; aynı yarışma programında sunuculuk yapan Jimmy Gator tarafından yani babası tarafından tacize uğrayan Claudia uyuşturucu bağımlısı olmuş ve yitip gitmiştir… Ve günümüzde aynı yarışma programında başka bir zeki çocuk Stanley suistimal ediliyor. İşte bütün bu düğümler ve daha fazlası kurbağa sahnesinden sonra çözümlenmeye başlıyor. Kurbağa sahnesi, aile-çocuk arasındaki büyük problemlerin kırılma noktası.
Claudia annesiyle buluşuyor ve Jimmy günahını itiraf edip,intihar etmeye çalışıyor; Jack babasıyla yüzleşiyor ve kendisini tutmaya çabalasa da en sonunda ağlıyor; Stanley babasına “bana bundan sonra iyi davran” diyor; Donnie Smith yaptığı hatayı ve ailesinin yarattığı etkiyi fark ediyor ve hayatına yeni bir başlangıç yapıyor; polis görevlisi Jim Kurring sınırlı bakış açısından çıkarak, polis olmanın ötesinde insan olduğunu hatırlıyor ve kibrinden sıyrılarak gerçek aşkı Claudia’nın peşinden gidiyor… En önemlisi iki baba Jimmy ve Earl kanser ve bir şekilde yaptıklarının bedelini ağır bir şekilde ödüyorlar.
Yani kurbağa sahnesi bir tür Deus Ex Machine gibi düğümleri çözüyor ve filmin girişindeki tuhaf ve komik rastlantısal kazalar gibi sanki bu da Tanrı’nın esprili bir dokunuşu gibi hissediyoruz.
Filmde işaretler olayın gidişatına yön veriyor. Filmin en güzel yanlarından biri ise katarsis yaşatması; Tom Cruise’un sahte kimliğini patlatan gazeteci, Stanley’in çocuk istismarı üzerine söylevi, Bayan Partridge’in Eczacıları sövmesi ve daha nicesini izlerken, içimizin yağları eriyor ve hepimizin söylemek isteyip de söylemediği her şey filmde sanki teeek teeek söyleniyor. Teşekkürler Anderson… 😃
Gerçekten de ebeveyn çocuk ilişkisine yeni bir mitik sanatsal bakış getirmiş Paul Anderson bu filmle. İzlemeyenlere tüm kalbimle öneririm.
Paul Thomas Anderson’un Filmle ilgili röportajı : https://www.youtube.com/watch?v=K-c78gfsjpI

Not: Fark ettiyseniz hiç kurbağa sembolizminden bahsetmedim. Onu da

Ayşe Nilgün Arıt hocamızın “Nagual sembolizmi” kitabında bulabilirsiniz, o kadar güzel açıklanmış ki, filmden sonra okuyunca neden kurbağa anlıyorsunuz.
Efe Elmas
Kadim Lisan
Henüz Yorum Yapılmamış

Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.