Deprecated: Unparenthesized `a ? b : c ? d : e` is deprecated. Use either `(a ? b : c) ? d : e` or `a ? b : (c ? d : e)` in /home/kadiminsan/public_html/wp-content/plugins/js_composer/include/classes/editors/class-vc-frontend-editor.php on line 646
Aegishjalmur: Anlamı, Kökeni ve Uygulanışı - Kadim İnsan

Aegishjalmur: Anlamı, Kökeni ve Uygulanışı

Aegishjalmur, ilk kez 15.yüzyılın sonlarına doğru yazılan Laekningakver adlı grimoirede karşımıza çıkmaktadır. 17.yüzyılda yazılmış ve günümüzde Viking sembolleri denilince ilk akla gelen derleme kaynak olan Galdrabok isimli grimoire ile de daha tanınır bir hale gelmiştir. Aegishjalmur ve Vegvisir başta olmak üzere kitapta yer alan galdrastafirler (çeşitli güçlere sahip olduğuna inanılan semboller) her ne kadar İskandinav gelenekleriyle özdeşleşmişse de biraz araştırma yaparak bunlarının kökeninin başka coğrafyalara ve kültürlere dayandığını görebiliriz. Bu semboller geleneksel rünik bağlamalarının dışında kalan sembollerdir ve sanıldığı gibi Vikinglere ait değillerdir. Çünkü geleneksel rünik bağlamalar yukarıdan aşağıya düz bir çizgi üzerine birbirine uygun runelerin yerleştirilmesiyle oluşur. Daireler, üçgenler, çarklar, kareler kullanılmaz. Yatay çizgilerin kullanılması bile sık görülen bir uygulama değildir. Ancak Aegishjalmur çok güçlü bir korunma ve zafer tılsımı olduğu için Vikinglerin özellikle savaşlarda ve seferlerde sıklıkla kullandıkları öne sürülen bir semboldür. Bu sebeple runeleri araştırdığımızda karşımıza bir İzlanda rünü olarak çıkmaktadır.

Laekningakver elyazmasındaki dört kollu Aegishjalmur

Aegishjalmurun aslında pek çok versiyonu vardır. Laekningakverde karşımıza çıkan sembolün dört kolu vardır ve her bir kolun ucunda Algiz runeleri (bazı kaynaklara göre Algiz değil klasik trident sembolü kullanılmıştır) bulunmaktadır. Aegishjalmuru googleda arattığınızdaysa karşınıza sekiz kollu, her bir kolunda Algiz olan kimi yerde kolları kesen üç çizgi ile kimi yerdeyse yay ve ki yay üzerinde birer çizgiyle desteklenen semboller karşınıza çıkacaktır. Kafa karışıklığına sebep olan da bu ikinci gruptur. Geleneksel olarak Aegishjalmur iki kaşın ortasına uygulanan bir semboldür. Bunun için iz çıkaran bir madde ile (kül gibi) kurşun üzerine çizilir ve bu kurşun savaşçılar başta olmak üzere kullanacak kişinin alnına, iki kaşının ortasına bastırılır. Diğer bir yöntem ise tükürükle veya kişinin kanına bulanmış civanperçemi otuyla sembolün doğrudan savaşçıların alnına çizilmesidir. Daha sonra rune aktifleştirilmek için “Taşırım dehşetin miğferini kaşlarımın arasında” anlamına gelen şu sözler söylenir:

Aegishjalm er eg ber
Milli bruna mer

Böylelikle bu sembol sayesinde savaş sırasında ilahi bir destekle korunduklarına ve aynı zamanda düşmanın içine korku saldıklarına inandıkları söylenmektedir. Ancak araştırmacılar sembolün ikinci özelliği hakkında ayrıma düşmüşlerdir. Bazıları Aegishjalmurun sadece korunma getirdiğini söylemektedir. Çünkü savaş sırasında düşmanı korkutmak için yapılan pratikler daha büyük boyutlarda ve düşmanın görebileceği şekilde uygulanmaktadır. Örneğin Vikinglerin savaşırkan ayı ve kurt posu giymesi bu yüzdendir. Böylelikle düşmanlarının gözüne korkunç yaratıklar olarak görünürler. Pek sağlam olmasa da kurtadam efsanelerinin çıkışıyla ilgili varsayımlardan biri budur. Diğer bir taraftan da sembolün alın bölgesine çizilmesinin özellikle düşmana korku vereceğini çünkü korkunun zihinsel bir tepki olduğunu öne sürenler vardır.

Galdrabok elyazmasının ilk baskılarından birindeki Aegishjalmur sembolü

İskandinav mitlerinin toplandığı Eddalarda yer alan Volsungasaga efsanesinde Aegishjalmurun gücünden bahsedilir. Hreithmar isimli bir cüce, oğullarının ölümünün kefareti olarak Odin’den yüklü bir miktar altın ister. Oğullarından biri olan Fafnir, altını kendi elde etmek için babasını öldürür. Odin altınları Fafnir’e verir ama vermeden önce altınları lanetler. Açgözlülükten gözü dönen Fafnir altınları alır ve lanetin etkisiyle ejderhaya dönüşür ve altınların içinde yaşamaya, hayatını bu altınları insanlardan korumaya adar. Efsanede Aegishjalmur bir sembolden ziyade Fafnir’in hazinesindeki fiziksel bir objedir. Kahraman Sigurd, Fafnir’i katlettikten sonra Aegishjalmur’u ondan alır. Fafnir ve Sigurd arasında geçen diyalog sırasında Fafnir şunları söyler:

“Ek bar ægishjálm yfir öllu fólki, síðan ek lá á arfi míns bróður, ok svá fnýsta ek eitri alla vega frá mér í brott, at engi þorði at koma í nánd mér, ok engi vápn hræddumst ek, ok aldri fann ek svá margan mann fyrir mér, at ek þættumst eigi miklu sterkari, en allir váru hræddir við mik.”

“Kardeşimin mirasını aldıktan sonra dehşetin miğferini taktım ve kimse yanıma yaklaşamasın diye tüm yönlere zehrimi püskürttüm. Ne bir silahtan korktum ne de çok fazla insan bana meydan okuyabildi. Hepsinden güçlü olduğum için değil, hepsi benim karşımda tir tir titrediğinden.”

Burada Fafnir tamamen miğferin gücünden bahsetmektedir. Modern çevirilerdeki bir çeviri hatasından dolayı Fafnir’in çok kibirli olduğu ve kendini yenilmez olarak gördüğü yansıtılmaktadır. Ancak durum böyle değildir. Sigurd’a karşısına çıkanlardan daha güçlü olduğu için değil, taktığı miğmer (ægishjálm) sayesinde hepsine çok korkunç göründüğü için şimdiye kadar yenilmediğini anlatmaktadır. “Kimse yanıma yaklaşamasın diye tüm yönlere zehrimi püskürttüm” ifadesi de yine sekiz yöne uzanan Aegishjalmurun gücünden bahsetmektedir. Rune bilimci, dil bilimci ve Galdrabok‘un yazarı Stephen Flowers Aegishjalmur ile ilgili şunları söylemektedir:

“Dehşet miğferi aslen düşmana korku sağlayan çember şeklinde bir semboldür. Avını sindirmeden önce zehirleyip felç eden yılanlarla ilişkilidir (Fafnir ile bağlantısı buradan gelmektedir). Elyazmasında (Galdrabok) tanımlandığı üzere epifiz bezine konumlanan ve hem epifiz bezinden hem de gözlerden yayılan bir güçtür. En basit formu bir artı işareti uçlarına yerleştirilmiş Algiz runelerinden oluşmaktadır. Ancak bu figürler zamanla daha girift formlara dönüşür.”

Runa ok Galdrakver elyazmasındaki Aegishjalmur sembolleri

Aegishjalmur isminin dahi sembol İskandinav coğrafyasında tanındıktan ve savaşlarda zafer getirmesi için kullanılmaya başlamasından sonra bu mitten esinlenilerek sembole verildiği söylenmektedir. İsim Türkçe’ye birebir çevrildiğinde “dehşet miğferi” anlamına gelir. “Aegis” korku, dehşet anlamına gelen bir sözcüktür (İngilizce’deki karşılığı awe ya da horror dır). “Hjalmur” ise miğfer ya da dümen anlamına gelir (İngilizce’deki karşılığı helm ya da helmet tir). Hjalmur kelimesinin burada ne anlama geldiği hâlâ tartışma konusudur. Şekli itibariyle dümene benzediği için kimileri dümen (helm) olarak kabul etmektedir. Kimilerine göre ise yukarıda bahsedildiği gibi baş bölgesine uygulandığı için ve güçlü bir koruyucu olduğu için miğfer (helmet) anlamına gelmektedir. Edred Thorsson gibi araştırmacılara göre dümen ya da çark daha uygun bir isimdir çünkü Aegishjalmur ve diğer çember şeklindeki rünik semboller Nibelungen isimli efsanevi bir İskandinav kralının hazinelerinin parçalarıdır ve her biri, etraflarında çember olup birbirini kesen sekiz düz çizgiden meydana gelmektedir. Thorsson’a göre bu sembollerin ortak özelliği Yggdrasil üzerindeki dokuz dünyanın sihrini alıp belli bir hedefe yönlendirmeleridir. Tüm bunlardan farklı olarak fikirlerini Icelandic – English Dictionary (1992) adlı bir sözlüğe dayandıran Sven Ulfsson’ın başka bir teorisi vardır. Ulfsson’a göre Aegishjalmur ismini İskandinav mitolojisindeki deniz tanrısı Aegir’den almaktadır. Bu sözlüğe göre “Aegiris” deniz ya da okyanus anlamına gelen maskülen bir kelimedir. “Agja” ise korkutmak ve tehdit etmek anlamına gelmektedir. Ulfsson, Aegishjalmur’un doğrudan “Aegir’in çarkı” anlamına geldiğini ve düşmanın zihnine fırtınalı bir okyanusun korkusunu işlediğini iddia eder. Bir başka teori de Aegir ve Aegis kelimelerinin kökleri ile ilgilidir. Egilssaga adlı destanda Aegishjalmur Ygshjalmur olarak geçer. Aegir, Aegis ve Ygs, “korkunç olan” anlamına gelen “ygr” kökünden gelmektedir. Ygr aynı zamanda Odin’in isimlerinden biridir. Dolayısıyla Aegishjalmur “Odin’in miğferi” olarak da çevrilmektedir.

Huld elyazmasında Süleyman’ın Mührü (Solomon’s Insigli) başlığı altında yer alan bir Aegishjalmur

Buraya kadar Aegishjalmurun Vikinglerle olan ilişkisinden ve İskandinav mitlerindeki ve mistisizmindeki yerinden bahsettik. Ancak Aegishjalmur aslında Sami kaynaklara dayandığı düşünülen Yunanca ve Latince grimoirelerden İskandinav mistisizmine geçmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi Aegishjalmur ilk olarak 15.yüzyılda bir elyazmasından çıkar. 15.yüzyıla kadar çoktan kadim Viking inancı Hristiyan mistisizmi ve Yunan & Roma öğretileriyle bütünleşmeye başlamıştır. Bu yüzden galdrastafirlerin hemen hemen hepsinin Kabbalah ve Hermetizmden çıkmış olduğu iddia edilmektedir. Elyazmalarında bazı semboller çeşitli dualarla birlikte verilir. Aegishjalmurun ilk kez görüldüğü Laekningakver adlı grimoireda bu sembol bir arındırma ritüelinin parçası olarak elyazmasında yer almaktadır. Bu ritüele iki parçadan oluşan şöyle bir dua eklenmiştir (dua normalde çok uzun olduğu için hepsini eklemek yerine ilgili bölümleri ekledim):

“Tanrı ve iyi insanlar baksınlar bana ılımlı bakışlarla
Taşırım Aegishjalmr’ı kaşlarımın arasında

Taşırım dehşetin miğferini gözlerimin arasında
Öfke gider, savaş diner
Zafer kayasının üstünde
Meryem kutsal olduğunu bulduğunda
Ne kadar memnun olmuşsa
Tüm anneler öyle memnun olsun benden
Baba, Oğul ve Kutsal Ruhun adıyla.

Olvir, Odin, Kötü Olan, hepsini büyüle
Tanrı’nın kendisi marifetiyle
Sevgisini göndersin ikimize”

Öfkeyi dindirdiğine ve sevgiyi ortaya çıkardığına inanılan bu dua muhtemelen hiçbir işe yaramayacaktır. Çünkü Aegishjalmur öfkeyi yükseltir ve sevgiyle pek alakası yoktur. Niyet elbette ki önemlidir ancak iyi bir bilgi birikimiyle desteklenmeyen bir niyet hiçbir işe yaramayacaktır. Burada Hristiyan misyonerliğinin etkili olduğu bir dönemi ve bununla ilişkili olarak Pagan tanrılarının şeytanlaştırılmaya başladığı bir zamanı görüyoruz. Elyazmaların hangisini incelerseniz inceleyin çoğu sembolde mutlaka birden fazla haç kullanıldığını ve bazı sembollerin etrafına İsa’nın sıfatlarının yazıldığını görürsünüz.

Sadece Hristiyan msitisizmi değil Kabbalah ve Hermetizm de İskandinav gizemlerine dahil olmuştur. Sator karesi, abracadabra ve AGLA gibi metinler olduğu gibi İskandinav kaynaklarına geçirilmiş, sadece Latin alfabesi yerine Rünik alfabe kullanılmıştır. Romalı edebiyatçı ve şair Tacitus, Vikinglerin işgallerini anlatan Germania adlı bir eser yazmıştır. Bundan sonra Hristiyanlar runelere büyük ölçüde gizem atfetmiş ve kendi kutsal metinlerine dahil etmişlerdir. İncillerde bilgiler ve hikayeler Latin harfleriyle yazılırken dualar rünik harflerle yazılmaya başlanmıştır. Bu da tabii ki “batı ezoterik akımlarının” ilgisini çekmiştir. Goetik semboller ve Kabbalah ile ilgili en büyük açığı Huld elyazması verir. Huld elyazmasındaki Aegishjalmur çarkının bir varyasyonu Galdrabok‘a da dahil edilmiştir ve ismi Aegishjalmur değil doğrudan “Süleyman’ın Mührü” (Solomon’s Insigli) olarak başlık atılmıştır (yukarıdaki görselde sunulmuştur). Aegishjalmur, Veldismagn, Vegvisir gibi galdrastafirlerin hepsi Süleyman’ın mühürlerini tasvir eden “Süleyman’ın Anahtarı” kitaplarından ilham alınarak oluşturulmuştur. Sembollere runeler ya hiç dahil edilmemiş ya da sonradan dahil edilmiştir. Aşağıdaki görselde 15.yüzyılda yazılan The Magical Treatise of Solomon adlı bir Yunan elyazmasında geçen çeşitli mühürler gösterilmektedir. Hepsi çark şeklindeki galdrastafirler gibidir:

Batı Ezoterik Geleneğinin en büyük girişimlerinden biri saygı gören kadim mistik öğretilerle bağ kurmaktı. Kabbalah ve Hermetizmin dahil edilip daha sonradan New Akımına sürüklenerek yozlaştırılan çok fazla gelenek vardır. İzlanda kökenli, Slav kökenli, Anadolu kökenli diye bildiğimiz pek çok uygulama başka asıllara sahip olabilir. Altın Şafak ve diğer Hermetik cemiyetler kökenlerinin Mısır’a kadar dayandığını iddia etmektedir ama ezoterik bilgi konusunda donanımlıyken pratik açıdan eksik kalmışlardır. Çıkış kaynağı her ne kadar farklı olursa olsun Aegishjalmur ve diğer galdrastafirleri en etkin şekilde kullanan ve günlük hayatına en çok dahil eden toplumlar İskandinav toplumları olmuştur. Bu yüzden zamanla bu semboller tamamen Vikinglerle ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla her ne kadar erken Viking dönemi ait olmasa da bu sembolün İskandinav kaynaklarına dahil edilmesi yanlış değildir.

 

Özenç Irmak

Özenç 1996 yılında Erzincan'da doğdu. Liseyi Erzincan Anadolu Lisesi'nde, lisans eğitimini Ege Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık bölümünde tamamladı. Şu anda Dokuz Eylül Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünde yüksek lisans yapmaktadır ve tez aşamasındadır. Lise yıllarından itibaren çeşitli metafiziksel konularda araştırmalar ve çalışmalar yapmaktadır. Kadim toplumların geleneksel pratikleri, antropoloji, rüneler, yoga, reiki gibi alanlarda araştırmalarını ve çalışmalarını sürdürmektedir. Efe Elmas'tan Reiki I (2013) ve Reiki II (2017) uyumlamaları almıştır. 2016'da Zeliha Zerrin Albay ile 200 saat Temel Yoga Hocalık Eğitimi programını tamamlamıştır. 2015, 2017 ve 2019 yıllarında Ayşe Nilgün Arıt'ın Maya Şaman Öğretileri eğitimlerine katılarak şamanik pratikleri deneyimlemeye başlamıştır. Efe Elmas ile 7 modül Tanrıça'nın Uyanışı ve yine Efe Elmas ile Mitoloji ve Masalın Sırları eğitimlerini tamamlamıştır. Sıla Topçam ile Masal Kapısı: Masal Anlatıcılık Atölyesine katılmıştır. Tüm bu alanlardaki çalışmalarına ve araştırmalarına devam etmektedir. 2018 yılında İzmir Mavi Yoga'da Rüne Yoga atölyeleri yaparak Rünik Yogayı (Stathagaldr) Türkiye'de ilk defa gerçekleştirmiştir. 2019'dan beri Kadim Lisan'da Rüne Bilgeliği ile ilgili eğitimler yapmaktadır.

Henüz Yorum Yapılmamış

Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.