Persephone ile Hades Miti

Sonbahar ve İlkbahar ekinoksu birçok mitolojide yer eder ama en yaygın bilineni Antik Yunan mitolojisinden geçen Kore’nin kaçırılmasıdır.

Çok özetle, Yer altı Tanrısı Hades, Kore’yi bakire Tanrıça’yı gördüğü anda ona aşık olur. Kore, bakire anlamına gelir. Hades, Zeus veya Posiedon gibi sürekli aşık olan ve dünyevi ilişkilere giren bir tanrı değildir. En ağır başlı ve ölümün sessiz bilgeliğine sahip bir Tanrı olarak, aşık olmuştur bir kere, hem de çok derinden ve yürekten… Ama o Hades’tir, ölümün Tanrısı ve karanlığın lordu. Kimsenin girmek istemediği bir alana hükmetmeyi seçmiştir en büyük kardeş olarak, herkesin korktuğu karanlığı bir pelerin gibi giymeyi seçmiştir. Ve o karanlık ile yalnızlığında, Kore’ye, aşık olduğu o güzel Tanrıça’ya bağlanmıştır bir kere. Kaçırmaktan da başka şansı yoktur, O’ndan ve onun diyarından çok korkulduğu için.

Persephone’un elinide bir sunu kabı vardır. Demeter Hasat Tanrıçası olarak Kraliçe tacı ve elinde başakla betimlenmiştir. Antik Yunan dönemi vazo

Kore, bir gün çiçek toplarken, çok parlak ve muhteşem güzellikte bir Nergis görür. O denli muhteşemdir ki… Kore onu koparmak istediği sırada tüm yer sallanmaya veya yarılmaya başlar. Karanlığın içinden karanlık diyarın efendisi Hades yükselir.Ve Kore’yi yer altı diyarına kaçırır. Ona bir ziyafet çeker. Ölüler diyarının bir kuralı vardır, ölüler diyarından herhangi bir şey yiyen kişi, sonsuza kadar oradan çıkamaz. Kore, Hades’in ona sunduğu narın cazibesine kapılır ve dayanamayıp narı tüketir. Artık Hades ona “Persephone” demeye başlar artık o da bir ölüm getirendir… Belki de o nar, ölüler diyarının meyvesi, Hades’in o denli saf ve derin sevgisini taşıyordur ki, Persephone’un bu gerçek sevgiye hayır demesi olası olmamıştır. Ve sonsuza kadar ölüler diyarının bir parçası haline gelir bakire Tanrıça. Böylece kutsal evlilik gerçekleşir ve Persephone, yaşamın genç bakiresi, ölüler diyarının leydisi olur.

Hades ile Persephone tahtında, Roman dönemi mermer işlemesi. Persephone elinde başak demeti tutmaktadır. Hades’in elinde ise yeraltında bolca bulunduğu düşünülen çiriş otu ve sunu kabı vardır.

 

Persephone’un annesi, bereket ve hasat Tanrıçası Demeter, o sırada acı içinde kıvranmaktadır. Çünkü kızının çığlığını duymuş ama ona yetişememiştir. Çocuğunu kaybeden bir annenin yapamayacağı bir şey yoktur… 9 gün boyunca yaşlı bir kadın kılığında her yeri dolanır ama bulamaz biricik kızını. Ve kutsamaların Dünya’nın üzerinden çeker ve tüm tanrıların mekanını terk eder. Yas tutar ve kış hükmeder Dünya’ya.

Persephone ve Hades yeraltında. Persephone nar tanesini yemektedir ve Hades’in elinde bereket boynuzu vardır. M.Ö. 430

Helios, Güneş’in yüce Tanrısı herseyi görmüştür ve tanrılara iletir. İnsanların ağlamaları ve duaları en nihayetinde gökleri titretir ve Zeus, Demeter ile konuşarak kızının ölüler diyarına ait olduğuna ikna etmeye çalışır. Ama Demeter’in ikna olmaya niyeti yoktur…

 

Hades ile persephone

Persephone ise Hades’in mütevaziliğine ve derinliğine çoktan aşık olmuştur, onun da pek niyeti yoktur oradan çıkmaya.
En nihayetinde ulu Zeus, bir orta yol bulur ve Hades, Persephone ve Demeter ile bir anlaşma ortaya koyar çünkü insanlığa dengeyi yeniden getirmelidir. Persephone mevsimin bir kısmını yer altı diyarında geçirecektir, bir kısmını ise yer üstünde ve hepsi bu konuda anlaşır.

M.Ö. 440 – Sırasıyla (soldan sağa) Persephone, Hermes, Hekate ve Demeter. Persephone yeraltının Kraliçesi olarak taç takmaktadır. Hekate elinde iki tane meşale taşımaktadır ve Demeter de kraliyet asası ile betimlenmiştir. Persephone’un yeraltından çıkışı.

Antik Yunan mitlerine göre, bahar ve yaz boyunca Persephone Dünya üzerinde yürür, sonbahar ekinoksunda yer altına geri döner ve Demeter yas tutmaya başlar. Yası boyunca kış hükmeder Dünya’ya. Kış gelir ama yer altında aşıklar buluşur. ve Persephone Dünya üzerine çıktığında, Demeter sevinir ve bahar gelir. Ama aynı zamanda buruk bir ayrılıktır bu.

Bu mitoloji bizlere ölüm ve yaşam arasındaki dengeyi tanımlar. Nar, ölümün içinde var olan yaşamın ateşidir. Nar kelimesinin aynı zamanda ateş anlamına gelmesi tesadüf değildir. Nar kuraklığa ve aşırı soğuğa dayanabilen bir kış meyvesi olarak ölümün sonsuzluğunu da temsil eder. Tüm o kışın soğuğunda, ölümün ve zorlu koşulların ortasında, kıpkırmızı rengiyle yavaşça ortaya çıkan nar meyvesi, insanlara kan, güç, yaşam sağlayacak olan Hades ve Persephone’un tutku ateşinin meyvesi olarak kış aylarınca rehberlik edecektir. Kış boyunca, yaşam ateşi olarak insanları ve hayvanları hayatta tutacak olan meyvelerden biridir.

Frederic Leighton “The Return of Persephone” (1891)

 

Sonbahar ekinoksu, 21-24 Eylül ile birlikte Tanrı, eril veçhe ölmeye başlar, kendini feda eder. Ama bu bir ölüm değildir aslında, Toprak annenin rahmine geri çekilmedir, karanlığa ve kış boyu enerjisini orada saklayacak ve oradan yeniden doğacaktır.

Bu mit ile Sonbahar ekinoksunda Bakire Tanrıça’nın, Anne Tanrıça’ya dönüşümünü (Demeter) ve artık Anne formundan, Yaşlı Koca karı formuna, Karanlık Tanrıça oluşuna şahit oluruz. (Persephone). Bu bize gelen kışı anlatır.

İlkbahar ekinoksunda ise Persephone toprağın yüzeyine çıkar ve tohumlar yeşeriri. Çünkü yeraltındaki Persephone, tüm kış boyunca bekleyen tohumdur. Baharla birlikte, yine Kore olarak Dünya’da dolaşır. Çiçekler açar, kuşlar öter… Ve Anne ile Kız buluşunca Demeter’in sevincinden doğumlar artar, meyveler büyür ve hasata doğru yol alınır…

Efe Elmas
Kadim Lisan

Henüz Yorum Yapılmamış

Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.